Kategoriler

12 Ocak 2021 Salı

Ölü oğlum.

 Kirpiğinin ucuna

Saçının teline

Büyümeyen yaşına

O küçücük mezarına....

Kokun geliyor burnuma bazı

Duruyor bedenimde her şey, ne nefes ne kalp atışı...

Ağıt doluyor dillerim önce, bağırmak istiyorum.

Sonrası suskun, deriiin sızı...

8 yaşını hayal ediyorum.

Bizim ev bayram yeri olurdu sanki, kimse ölmüş olmazdı.

8 yaşındaki Asil Miran.

Cennette büyümek var mı acaba? Belki de büyümüşsündür orda?

Ya da hep 1,5 yaşında.

Yanar tüter geri sönerim. Bi daha yanar bi daha sönerim.

Evlat ölümü ne zor, evladı ölüp dayanan ne yüce

İnsan olmanın en zor yanı belki de

Sabır.

Üstüme düşeni yapmaya çalışıyorum,

Bazen sabrediyor bazen taşıyorum.

Olsun, O biliyor zorluyorum.

Doğum günün kutlu olsun ölü oğlum..

Devamı --> »

24 Ekim 2020 Cumartesi

Asiy nerde yaşıyo anne?

 Asya Miray, kardeşin...

Senden 4 yaş küçük ama bu dünyada senden 2 yıl fazla deneyimli kardeşin...

Bulmaca gibi oldu. Sen ondan 4 sene önce doğdun ama daha o doğmadan öldün. Bu yüzden seni hiç tanıyamadı Asya Miray. Ama bilir seni, varlığını, var olduğunu, bizim olduğunu bilir hep. Seni abisi olarak bilmiyor, sadece Mert Efe abisini biliyor. Ama senin de bizim ailemizden olduğunu anlıyor. Ara ara duvarlardaki resimlerine bakarak sorar seni, bazen kendi gösterir "Asiy bu, bu da abi" diyerek. 

Bugün salondaki resimlerini göstererek "Asiy nerde yaşıyo anne?" deyiverdi.

Benim yüreğimi deşiverdi.

Sonra anlatacağım sana annecim, dedim. Ve kestirip attım konuyu. Kestirip atmak isterken yanan yüreğimi..

Devamı --> »

5 Mayıs 2020 Salı

2
yorum
Alıştım zamanla...




6 sene önce bugün Gazi Hastanesinin koridorlarında... Bir anne babaya düne kadar güle oynaya büyüyen 16 aylık bebeklerinin öldüğü söylendi. "Malesef.... kaybettik...yapılacak her şeyi yaptık ama malesef..."li cümleler... Yeşil hastane örtüsü altında yatan pamuk gibi bebeğin, tazecik ölü bedeni... Öleli yarım saat olmuş olmamış... Allah'ım ne büyük acı... Acıklı bir film izler gibi gözümün önünden geçer o günün her bir saniyesi, vücudumun her bir hücresi kanar sanki... Şu kadar yıl yaşadım o günden beri, hâlâ ciğerimi sökercesine yakar o anın acısı.. Nasıl dayandın Sevcan, hayret! derim kendime. Hayret ederim acı eşiğime..

Öldü fikrine inanmadım tabi ikin, nur gibi yüzünü gösterdiler çocuk yoğun bakım koridorunda. "Benim oğlum nerdeeeeee" diye feryat feryat girdiğim mezarlık gasilhanesinde buz gibi ölü yüzünü öptürdüler. Gözümün önünde toprağın içine gömdüler. Yalnız bu acıyı da ikiye yazın, "bir annenin evladını toprağa gömüp dönmesi..." Allah'ım ne büyük acı...


Yine inanmadım, bakın görün benim oğlum geri gelecek dedim içimden. Her gün mezarına gidip dinledim toprağın altını. Bir ses duyacağım da senin ölmediğin anlaşılacak, çıkaracaklar seni diye. Ellerimi toprağına soktum aylarca, elime dokunacaksın ve çekip çıkaracağım seni toprak altından diye... Mezar taşını yaptırmayı bu yüzden reddettim başlarda. Mezar taşı olursa seni çıkarmam zor olur diye...
Neyse.. Mezarın başındaki feryatlarımı, umutlarımı, dualarımı anlatmaya gücüm yetmiyor bugün. Zamanla kabullendim senin öldüğünü.. Dile kolay işte tam da burası, "zamanla!"


Beşiğini kaldırtmadım başucumdan aylarca, başının izi çıkmıştı çünkü yatakta.
Boş yastığını çoook salladım ayağımda, seni uyuttum güya..
Ninniler söyledim mezarında, ağlaya ağlaya..
Suluğunu, sarı emziğini de kaynattım senden sonra...
Buzlukta sebze çorban durur mesela, hala..
Ama dilde "alıştım zamanla"...

Sakat kalmış gibi hissettim kendimi.
Hani bi kaza sonrası yürüyemez ya bazıları, ben de senin ölümünden sonra eksilttim kendi yarımı..
Gülerim, gezerim, yaşarım...
Sorsan iyi derler benim için, güçlü kadın, iyi dayandı derler.
Ama dayanamıyorum bilesin.

Benim ciğerimi parçalayıp atan, yüreğimi lime lime eden o acı gram azalmadan durur yerinde. Kor gibi bir ateş yanar yüreğimin çekirdeğinde. Haykırsam dağları yerinden oynatacak kadar feryat var içimde. Hala... Ama alıştım zamanla...

Devamı --> »

8 Nisan 2020 Çarşamba

2
yorum
Arka plan resmi..



Bozuk bütün ayarlarım,
Düzelmiyor.
Senden sonra yaşadığım her şeyin gerisinde sen varsın,
Senin ölmüş olman var.
Şu fotoğraf gibi tıpkı
Her karenin, umut dolu bahar dalı fotoğrafının bile arka plan resmi mezarlık..
Devamı --> »

12 Ocak 2020 Pazar

7.yaş günü..

"Bu ne beter çizgidir bu.
Bu ne çıldırtan denge.
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe..."

7 olacaktın bugün, yaşasaydın.
7 yaşında koca bi çocuk.
7 yaşında afacan bi oğlan.
7 yaşında bir can.
Doğum günün kutlu olsun Asil oğlum,
İyi ki doğdun, iyi ki benim oğlum oldun.


Devamı --> »

21 Ekim 2019 Pazartesi

Onulmaz Yare..


Asil Miran, can oğlum.

Hala hayret ediyorum kendime, daha doğrusu kendime değil de "insan"a.
Öyle yaratmış Allah insanı, ölürüm dese de ölmez, yaşayamam dese de yaşarmış. Vardır bir bildiği muhakkak, öyle olmalı muhakkak. Sorgulamak değil ama hala, kendi acıma bakıp bakıp "nasıl dayandın" diyorum. Nasıl dayandım hayret.
Çünkü her an değilse de ara ara ciğerime batan acın o kadar şiddetli ki "şimdi bile bu kadar zorken o ilk zamanlarda ben nasıl dayandım" diyorum.
Vurdu az önce yine acın, şurda şu masada harıl harıl çalışırken, geride çalan türkünün bir cümlesi yaktı küllenmiş ateşimi.
"Şu sineme açtı onulmaz yare" dedi türkü.

Onulmaz yaramsın yüreğimde, geçti artık dedikçe kanayan acıtan, iyiyim dedikçe beni çökerten.
Biliyor musun oğlum senden sonraki her sıkıntıda, her derdimde sana ağladım ben. Oldu muhakkak canımı sıkan, üzen, zorlayan, çaresiz bırakan şeyler. Onlar beni bunaltınca seni düşündüm, senin ölümünü. "Bundan da acı mı sanki şu üzüldüğün şey" deyip telkin verdim kendime. Geçti o şeye üzülmem. Ama seni acının o bir anlık yüreğime aklıma gelişi ağlattı bu sefer. Sana ağladım, döktüm içimi.

Şimdi mesela, yüreğim kırgın, umutsuzum, çaresizim. Başka başka şeylerden tabi. Ama bağıra bağıra senin için ağlamak geliyor içimden. "Asil Miraaaan, oğluuuum" diye haykırasım var.

Senin ölümünden sonra çok şeyle uğraşmak zorunda kaldık. Acına dayanamazken alacaklılara, parasızlığa, yeri geldi aç kalmalara dayanmak zorunda kaldık. İflas etti baban, derler ya hani bi ton borçla. Bi ton dedikodu, bi ton söylenen/kızan insan, bi ton alacaklı, bi ton akraba...
Üstümüze üstümüze geldi. Baban, abin, ben kaldık. Bir başımıza.
Abinin okulundan kaydını sildirip vasat bi okula göndermek zorunda kaldık onu. Taşındık, daha ucuz bi semtte daha ucuz bi eve.
Abine belli etmedik insanların sözlerine ağladık babanla, abine belli etmedik aç yattık babanla.
Sigara parası olmadığı için canı çekmesin diye yataktan kalkmadığı oldu babanın, günlerce. İki işte çalışabilmek için eve uyumaya gelemeyip gece arabada yattığı oldu bir süre. Dolmuş parası vermemek için km.lerce yürüdü.
Ben keza, babanın haberi olmadan evde tütün sarma işine giriştim. Ha çok sürmedi, izin vermedi baban. Ya da markette haftasonları kasiyerlik yapma girişimlerim oldu. Çünkü para lazım oldu hep.
"Çok yorgunum markete uğrayamadım, hadi bi makarna yapiim akşama ben" sözleriyle abini kandırdım çoğu zaman, bazen de açık açık "alamam annecim param yok" dedim.
Okul etkinliğine tatlı yapmam gerektiğinde kalan tek altın küpemi satıp ceviz, üzüm aldım.

Daha nicesi. Nice zor günler..
Gık demedim ama inan oğlum. Sana, sensizliğe, ölümüne öyle yanıyordum ki açlık, parasızlık zerre incitmedi beni.

Ha dert mi bunlar değil tabi. Ne acılara dayanmak zorunda olan, ömrü böyle geçen insanlar var. Bu nedenle sen ölmesen de ben para yüzünden incinmezdim tabi ama üzülür, zorlanır, çaresiz hissederdim belki.

Şimdi şimdi geçti o zor günler, borçların çoğunu ödedik, ödüyoruz da. İnanmazsın araba bile alacağım kendime. Şükür.

Ama her derdin çaresi var bak diyorum kendi kendime, "bak işte geçti gitti ama Asil Miran..."
Senin ölümünün çaresi yok ama senin acının geçeri yok.
Onulmaz yare değil de ne.
"Asil Miraaaan, oğluuuum" diye haykırasım var.

Devamı --> »

10 Ağustos 2019 Cumartesi

Bayram ve mezar..

Can oğlum, canım yavrum..
Yine bir bayram daha geldi senden sonra. Memlekette olduğum için gelemiyorum mezarına bugün. Aklımdaydı kac gündür ama dillendirmemiştim. Çünkü arabamız yok epeydir, arabasızlıga üzülür diye düşünüp söylememiştim babana.
Bugün gelmiş yanına bir şekilde baban, kimsesiz bırakmamış bayram arefesinde senin mezarını. Şimdi fotoğraf attı bana. Bir bayram şekeri bırakmış mezar taşına. Bakıp bakıp ağladım o fotoğrafa. Minicik mezar taşına konmuş bayram şekeri... Hiç şeker yediremedik sana, ondan mıdır yoksa bayram ve çocuk ikilisini anlatan tek şey şeker olduğu için midir bilmem hep şeker bırakıyoruz bayram arefelerinde senin mezarına.
Bu bayram da böyle oldu annecim, sadece baban gelebildi ama benim sırtımdaki yükün çoğunu aldı yine de. Hiç gelinmemiş bir mezar olmadı seninki, şükür..
Devamı --> »