Kategoriler

31 Aralık 2015 Perşembe

Yılsonu, yılbaşı

Yine 31 Aralık..
Geçen sene bugün 2015'e girmek istemiyorum yazmıştım. Sensiz yeni bir yıla giriyor olmanın acısından bahsetmiştim. 
Oysa şimdi bakıyorum da koca bir sene geçmiş işte. 2015 de bitmiş. Sensiz ilk yılım bitmiş annecim.
Böyle böyle geçecek ömür, bitecek benim de sayılı günlerim.
Zor , çok zordu tabi. Sana olan özlemim katlanıyor, mucize bekleyişim tükeniyor, zorlaşıyor zaman geçtikçe..
Artık senden bahsetmekten, acını hala taptaze anlatmaktan da utanır oldum. "Yeter" diyecekler diye, "Tamam zor ama bi alışamadın gitti" diyecekler diye. Diyemeseler de öyle düşünecekler diye.. Düşünürler de, kendilerince haklılar. Bilmiyorlar ki ölen evladın acısını, bilmiyorlar ki ölü bir bebeği özlemenin sancısını..

Neyse olsun annecim, öyle olsun.
Bilmesinler de zaten.
Allah korusun.

Ne yapacağım biliyormusun kuzucum?
Yanına, mezarına geleceğim birazdan.
Bugün herkes işyerinden erken çıkıyor,
Akşamki kutlama için izin istiyorlar.
Ben de erken çıkmak için izin isterim,
Ben de oğlumun mezarına gideceğim diye izin isterim..
Devamı --> »

"İnsanın kolları özler mi?"

"İnsanın kolları özler mi?" demiş..
Deme Sergül öyle deme lütfen basma benim de yarama.
Bir annenin kucağı boş kalınca ne çeker bilirim..
O kollar çoook özler, bilirim..

Yolun Neresindeyim?: Nasılım?: En çok ben merak ediliyorum. Nasılım? İyiyim demek adetten ama iyiyim. İnsan beyni böyle programlanmış. Yemek yiyor, sohbet e...
Devamı --> »

28 Aralık 2015 Pazartesi

Google Haritalar-Sokak Görünümü..




Google Map'te bir şeyler araştırırken, Street View özelliğinin bu kadar detaylı görüntü verdiğini, o anda yoldan geçen insanları, arabaları dahi net bir şekilde gösterdiğini farkedince kafamda bir şimşek çaktı. "Acaba biz de Asil Miran'la parktayken görüntülenmiş olabilir miyiz?" diye. "Google haritaların sokak görünümü modunda acaba bizim sokakta biz de görüntülenmiş olabilir miyiz?" diye. "Seni ya da sana ait bir şeyi görebilir miyim?" diye.

Merakla eski sokağımızı bulup eski evimizin önüne kadar imleci ilerletip görüntünün her bir köşesini dikkatle inceledim. Ama yoksun annecim. Evimizin önündeki park orda, evimiz orda, pencerelerimiz orda, perdelerimiz orda ama sen yoksun.

Sonradan farkettim ki görüntü Eylül 2014'e aitmiş. Yani sen öldükten 4 ay sonrasına aitmiş bu kareler. Seni orada görmem imkansızdı o yüzden. Ama kendimi gördüm bütün detaylarımla. O güneşli, parlak günde; kendimi o pencerelerin ardında kıvranarak ağlarken gördüm..
Devamı --> »

26 Aralık 2015 Cumartesi

5
yorum
Peygamberimiz de ağlamış..


Hz. İbrahim, 16. ayına henüz ayak basmıştı.
Bu sırada Peygamber Efendimiz, onun hastalandığı haberini aldı. Sevgili oğlunun annesi Hz. Mâriye ile birlikte oturdukları bağ içindeki evine gitti.
Peygamber Efendimiz, hasta yatan nurtopu oğlunun gözlerinde eski par­lak­lığı ve hareketli bakışları göremiyordu. Gürbüz ve hareketli İbrahim, bir anda sessiz, sâkin ve dünyadan küsmüş gibi duruyordu. Bu haliyle ebedî âleme yol­cu olduğunu adeta ifade etmek istiyordu.
Bunu fark eden Efendimiz, kucağında tuttuğu sevgili oğlunun yavaş yavaş kayan gözlerine bakarak, “Allah’ın takdirine karşı elden ne gelir, ey İbrahim?” diye buyurdu.
Az sonra İbrahim, fani dünyaya gözlerini yumdu.
Bu esnada Efendimizin mübarek gözlerinden yaşlar boşandı.
Hz. Abdurrahman b. Avf, “Yâ Re­sû­lal­lah! Siz de mi ağlı­yor­su­nuz? Böyle ağ­lamaktan halkı menetmemiş miydiniz?” deyince, Efendimiz şöyle buyur­dular:
“Ey İbni Avf! Ben size günah ve ahmaklığın ifadesi olan iki ağlayış ve bağı­rışı yasakladım: Nimete kavuşulduğu sıradaki eğlence, oyun bağırışından ve musibet ve felâket sırasındaki bağırışıyla yüz göz tırmalamak, üst baş yırt­mak­tan... Benim bu ağlamam ise, şefkatin eseridir, acı­madan ibarettir. Merha­met etmeyene, merhamet edilmez!”

“Göz Ağlar, Kalp Üzülür”

Peygamber Efendimiz, yukarıdaki dersinden sonra da gözyaşlarına hâkim olamadı. Gözleri yaşla dolunca, “Göz yaş döker, kalp tees­sür duyar. Biz, Yüce Rabbimizin râzı olacağı sözden başkasını söy­lemeyiz” buyurdu ve ilave etti: “Vallahi, ey İbrahim! Senin ayrılığın, bizi fazlasıyla mah­zun etti!”
Bir erkek evlada doyamamanın hasretli gözyaşlarını akı­tan Efen­dimiz, daha sonra karşısındaki dağa bakarak, “Ey dağ! Eğer ben­deki üzüntü sende olsaydı, muhakkak, yıkılmış, gitmiştin! Fakat biz, Allah’ın bize emrettiğini söyleriz: ‘İnnâ lil­lah ve innâ ileyhi râciûn.’”

Ağlama günahtır diyenlere, ben Meleklerle ağlıyorum diyebilmek isterdim.
Ağlamak da isyan etmek sayılır diyenlere, Peygamber Efendimizin "Bu benim ağlamam şefkatin eseridir" cümlesini hatırlatmak isterdim.
Ama o kadar yoruldum ki insanlara açıklama yapmaktan.
Haklısın deyip geçiyorum, haklısın ağlamamam lazım deyip geçiyorum.
Bebeğini toprağa vermiş bir anne ağlamamalı.
Taş olup yutmalı içindeki yangını.
Yanan bağrını tuta tuta gülmeli değil mi?

Devamı --> »

24 Aralık 2015 Perşembe

Üvey de olsan "Anne"ydin be kadın..!


https://www.youtube.com/watch?v=8V1JgjIV_zw

Allah'ım bu nasıl bir vahşet?
Allah'ım bu nasıl bir insan?
Allah'ım bu nasıl bir kadın?

Ciğerlerimi parça parça dağladın çocuk..
Ölen oğlumdan bile daha kadersizmişsin çocuk..
Allah'ım güldürsün senin yüzünü..
Şu çektiklerini unutturup iyilerle karşılaştırsın hep..
O kadının sana yaşattıklarını ben izleyemedim bile, nasıl dayandın sen?

Öfkemi, acımı dindirecek tek bir zerre bulamıyorum.
O kadını da Allah yarattı diyorum ama daha cümlem bitmeden içimden feryat fışkırıyor. Ama bu olmaz, ama bir insana hele de 5 yaşında bir çocuğa bu yapılmaz diye haykırmak istiyorum. O kadına insan diyemiyorum.

Neyse, her neyse.. O kadın bir yana..
Ama o çocuğa n'apmalı?
O çocuğun yaraları, içinin yaraları sarılır mı?
İhtiyacı, hakettiği tek şey şefkat iken bu yapılır mı ona?

O çocuk sizden ne para pul, ne mal mülk bekledi ya sadece biraz sevgiye sadece bir zerre şefkate ihtiyacı vardı onun. O da bedava zaten. O da sevap zaten. Onu yapabilsen her iki cihanda da gülecektin be kadın. Sadece bir zerre sevgi bekledi o çocuk senden, hem de bedava..




Devamı --> »

23 Aralık 2015 Çarşamba

Rüyalar..

Rüyamda bile unutmuyor beynim senin öldüğünü, rüyamda bile yaşarken görmüyorum seni annecim.

Bu gece rüyamda gördüm seni, daha doğrusu videonu izledim  rüyamda.
Birileriyle bir şeyler izlerken bir anda sen çıkıyorsun ekrana, hepimiz birden "aaaaa" demeye başlıyoruz. Ben ağlıyorum tabi yine ve beni teselli etmeye çalışıyorlar.

Sonra bebeği yeni ölmüş başka bir annenin yanındayım. Ve onunla birlikte ağlıyorum. Onu susturmaya çalışanlara, teselli etmeye çalışanlara "Yapmayın, bırakın ağlasın" diyorum.

Sonra başka bir kadının öldüğünü öğreniyoruz. Kimse neden öldüğünü bilmiyor. "Çocuğunun ölümünden sonra yaşayamamıştır, o yüzden ölmüştür" diyorum insanlara..

Sabaha kadar hep böyleydi ruhum.
Ölen çocuklar..
Çocuğu ölen anneler..
Ağıtlar..
Devamı --> »

21 Aralık 2015 Pazartesi

Efsun Bebek..

Annecim, Efsun Bebek ölmüş..!

1 saat kadar önce tesadüfen öğrendim.
Ne Efsun Bebeği ne de annesi Sergül Hnm'ı tanımıyorum.
Ama 1 saat önce Efsun diye bir bebeğin öldüğünü öğrendim.
Annesi n'apıyordur şimdi?
Annesine ulaşabilsem keşke, ulaşabilsem de onunla ağlasam, ulaşabilsem de acısını paylaşsam..

Birkaç gün önce "Çocuklar hasta olmasın 😔 3 Gündür ishalimsi, doktora gittik bir şey demedi. Çok şükür! Ama iştahsız ve huysuz. Bir şey yemiyor ve içmiyor 😞 bu günler geçsin ve güneşli günler gelsin" yazmış annesi şu resmin altına.

Nasıl dayanılır ki buna? Bebeğinin hasta olduğu günlerde güneş doğmamış işte o anneye, güneşli günler gelsin demiş. Düştüğü o karanlıktan kim kurtaracak şimdi o anneyi? Yardım et Allah'ım, sabır ver anne Sergül'e.

Biliyorum Melek Efsun çoook güzel bir yerde..
Kuzucum, Efsun Bebeğe abilik yap orda sen de..
Devamı --> »

18 Aralık 2015 Cuma

2
yorum
Hayırlı yolculuklar, hepimize..

Hani birçok yetişkinin yolculuğa çıkarken kullandığı bir cümle vardır: Hayırlı yolculuklar..!

Bu cümle bize göre bu dünyada yapılan yolculukları kapsar. Hani hakkaten bir yerden başka bir yere araba vs. bir taşıtla gidilen yolculuklar. Yolculuk kazasız, sorunsuz geçsin diye söylenir.

Ama senin gibi bu dünyadaki kısacık hayatıyla deriin izler bırakmış bir çocuk, arkadaşımın çocuğu sarsarak öğretti bu cümlenin olması gereken anlamını bana. Öleceği yolculuğa çıkarken hiç beklenmedik bir şekilde anne-babasına "Hayırlı yolculuklar" dilemiş. Sanki kendi gideceği cenneti bilircesine anne-babasına dua etmiş. Sizin de dünya yolculuğunuz hayırlı geçsin de kavuşalım dercesine. Ailesi başta, çıktıkları araba yolculuğu için dediğini zannetse de sonradan o güzel yavrularını kaybettikleri zaman anlamışlar oğullarının hangi yolculuğu kastettiğini.

Acı ama derin hikaye, acı ama gerçek hikaye, acı hikaye, acıtan hikaye..

Allah'ım o yavrunun da anne-babasına sabır versin. Kavuşsunlar inşallah o güzel mekanda kuzularına..
Devamı --> »

8 Aralık 2015 Salı

Senin yüzünden ben böyleymişim..

Kuzucum, Asil oğlum,
Affet beni annecim, hakkını helal et.
Asıl annelerin çocuklarında hakkı olur diyeceksin ama senin de hakkın geçiyor bana oğlum.

Sen öldükten sonra yaptığım, yaşadığım, yaşattığım her yanlışı, hatayı sana kusur yazıyorlar kuzucum. "Asil Miran öldükten sonra böyle oldu" diyorlar bana. Seni kaybettikten sonra kimseleri umursamaz olmuşum, öyle diyorlar. Tüm hatalarımı, yanlışlarımı, kötü hallerimi senin hesabına yazıyorlar. Affet kuzucum.

Değil, Asil Miran'la ilgisi yok, ben o anda ona üzülmemiştim diye diye açıklamaya çalışıp kızgınlığımın nedenlerini anlatmaya çalışsam da olmuyor, hep günahın faturası sana kesiliyor annecim.

Sen ölmeseydin sanki ben mükemmel bir insan olacakmışım da seni kaybettikten sonra kafayı yemişim sanıyorlar. Sen ölmeden önce hiç sinirlenmeyen, hiç üzülmeyen, hiç sıkılmayan biriymişim de seni kaybettikten sonra bazen kızan, bazen üzülen biri haline dönüşmüşüm diye seni suçluyorlar. 
Affet annecim. Kimseyi ikna edemiyorum senin hatan olmadığına. Kimseyi ikna edemiyorum kızgınlığımın, öfkemin normal olduğuna..
Devamı --> »

3 Aralık 2015 Perşembe

Ailemiz 15 yaşında..

28 Kasım..
Babanla ilk yıl dönümümüz.
Ortak hayatımız 2000 yılının 28 Kasım'ında başlamıştı.
Birlikte olmaya, bir olmaya, birbirimizin olmaya karar vermiştik.
Ve tabi hayatlarımızı birleştirip tek hayat yapmaya..
Artık ne yaşarsak beraber yaşayacaktık, öyle istemiştik.
Bütün iyi şeyleri, güzel günleri, mutlulukları beraber yaşamaya karar vermiştik.
15 yıl olmuş, dile kolay 15 sene..
Dediğimiz gibi de oldu çok şükür.
Bütün iyi şeyleri, güzel günleri, mutlulukları beraber yaşadık.
Tabi kötü günleri, hüzünleri ve "acı"ları da..

Çok hayaller kurmuştuk o günden itibaren.
Birlikte yaşayacağımız hayata dair.
Çoğunlukla mutlu, umutlu, keyifli hayaller.
Kötü günlerin de olabileceğini varsaydık tabi ama böylesi aklımıza bile gelmemişti.
Aklımıza bile gelmemişti, hayattaki en büyük acıyı da ortak yaşayacağımız.
Aklımıza bile gelmemişti 14 sene sonra çocuklarımızdan birinin öleceği.

Şimdi bile tuhaf geliyor, şimdi bile yabancı geliyor bu durum bana.
Hala çocuğu ölen anne-baba olduğumuzu kabullenememişim, benimseyememişim.
Niye ki?
Neden hala tuhaf geliyor ki bana?
Oysa 17 ay oldu çocuğumuz öleli, neden alışmadım ki?
Alışır mıyım ki?
Bu acıya alışılır mı ki?
Devamı --> »