Kategoriler

6 Şubat 2015 Cuma

3
yorum
Fotoğraf kareleri..

     Oğlum, kuzum, küçük yavrum benim.. Resimlerine bakıyorum hasretine dayanabilmek için. Gülerken, ağlarken, oynarken, uyurken çekmişim bir çok anını. Resimlere bakarken tarihlerine de bakıyorum hep. Sırayla bir bir ilerliyorum, sen kare kare büyüyorsun ekranımda. Ciğerim yanmaya başlıyor daha ilk resimde. İlerlettikçe fotoğraf karelerini sızım artıyor artıyor. 2013'te doğuyorsun, büyüyorsun. 2014 oluyor, sen yine büyüyorsun. Ama biliyorum ki 2014 Mayıs'ında öleceksin. Ocak ayı bitiyor, Şubat bitiyor, gözlerimden yaşlar boşalıyor aralıksız. Resimlerdeki her gülüşün beni azaba sokuyor. Gülme oğlum gülme boşuna, öleceksin diyor içimdeki yangın. Sen o masum halinle, ölümden habersiz gülerken, mutluyken ben de gülüyormuşum ya yanında ben de mutluymuşum ya başımıza gelecekleri bilmeden. İşte o halimden nefret ediyorum. Vicdan azabı da ekleniyor o zaman ciğerimin yanışına. O masum yavrunu koruyamadın diyorum kendi kendime, bilemedin hastalığını diyorum. Tamam tabi ki Allah'ın emrine karşı gelemezdim, engelleyemezdim ama bilsem daha çok sarardım seni, bırakmazdım hiç kucağımdan, sadece senin kokunu çekerdim içime nefes diye. Çünkü çok azmış bizim vaktimiz oğlum. Şimdi böyle yana yana özledikçe seni, acıdan, hasretten kıvrandıkça bizimle olduğun o anları değerlendiremedim diye kızıyorum kendime. Resim karelerini ilerletmeye devam ediyorum. Mart, Nisan.. Artık yalvarıyorum sesli sesli "Allah'ım yapma n'oluur" diye. Son günlerini gördükçe inleyerek  yalvarıyorum Allah'a, yapma öldürme oğlumu diye. Sanki geçmişe gitmişim de durdurabilirmişim gibi, sanki öleni geri getirebilirmişim gibi çırpınıyorum. 

     Ama her seferinde ölüyorsun oğlum. Çırpınışlarımdan, yanarak parçalanışlarımdan hep eli boş dönüyorum. Her seferinde ölüyorsun. Sen ölüyorsun, ben ölüyorum..

3 yorum :

  1. Sizi o kadar kesin o kadar net anlıyorum ki... Hissettiğiniz her bir his her bir iç yanması her bir an, aynı. Benle aynı. Benim de sizle aynı. Ne bir eksik ne bir fazla... Çok yakıcı. Çok yakıcı. Çok yakıcı. Bir anne için evladını böyle kaybetmek ve arkasından bakakalmak ve kokusuna tenine gülüşüne bakışına sesine büyümesine hasret kalmak kadar büyük acı yok. Ölüm gibi. Her an çaresizlik her an özlem her an boyun eğiş... Çok zor. Onu ölü bulduğum an her aklıma gelişinde beynimden vurulmuş gibi hissediyorum. O görüntü aklımdan hiç gitmiyor ve ben her an her an her an beynimden tekrar tekrar vuruluyorum. Şimdi bir oğlum var ve onu çok seviyorum. Ama kızımı da unutmuyorum. İlk göz Ağrı'm o benim. Unutamıyorum. Bazen teselli oluyor oğlum ama yerine geçemiyor. Her evladın yeri ayrı...

    YanıtlayınSil
  2. Yaşadıklarınız çok üzücü. Blogcuanneye bıraktığınız yorum çok etkiledi beni. Orayada yazdım hissettiklerimi olur olmaz. Teselli etmeye çalışırken insan sözlerde birbirine karışıyor. Şimdi bütün yazılarınızı okumaya çalışıyorum. Yürek yangınınızı anlıyorum bir anne olarak. Allah sabır versin çaresi olmayan bir durum, yıkım bu. Kendi kendinizi teselli etmeye çalışın. Zor böyle yaşayabilmek ve bir çocuğuna daha hayat verebilmek. Ölen, ölümü yakıştıramadığımız evladınız ve hayata tutunmaya çalışan diğer evladınız. Ona da kendinize de can olun, kan olun. Ölmeyi değil, yaşamayı seçin büyük oğlunuz için. Teselli etmek bile imkansız. Acınızı yürekten paylaşıyorum. Sevgilerimle

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu acının içinde kıvranırken tek teselli, tekrar kavuşabilme umudu oluyor. Ben de öyle tutunmaya çalışıyorum bu geçici hayata. Büyük oğlum için de acıma rağmen gülebilmeyi öğrendim. Mecburen.
      Çook teşekkür ediyorum size, ilginiz ve iyi yüreğiniz için. Acımı paylaştığınızı, içtenliğinizi de hissediyorum. Sağolun..

      Sil