Kategoriler

14 Ekim 2014 Salı

Gasilhane..

     Gasilhane.. Ne tuhaf bir kelime. Daha önce  duymuşumdur muhtemelen ama seni toprağa vereceğimiz gün Karşıyaka'nın kapılarından birinden arabayla girerken yön tabelalarında bu kelimeyi okuyunca içime saplanan acı öğretti bana bu kelimeyi. Seni, minik bebeğimi o gasilhane denen yere koyup yıkayacaklardı, ölü yıkama odasına yani.

     Senin öldüğüne inanmayıp bunu algılayamıyorken, ölü yıkama odasına yakıştıramıyordum seni. Bir yanlışlık, bir mantıksızlık, bir acımasızlık görüyordum. Hala kafamda netleşmiş değil hala da mantığımda bir yere oturtabilmiş değilim bunu. Hala yakıştıramıyorum seni o odaya, gasilhaneye.

     Senden sonra gittim yine oraya. Seni en son gördüğüm yer orası çünkü. Belki bıraktığım yerde duruyorsundur diye, belki o gün göremediklerimi görmek için, belki "Niye son kez kucağıma almadım, niye doya doya uzun uzun sarılmadım" diye kendime kızdığım için.. Tepedeki o camiye çıkıp gasilhaneye girdim ve senin yıkandığın o odada tek başıma dakikalarca ağladım. Metalmiş seni yatırıp yıkadıkları yatak, suyun akması için tuhaf bir eğim verilmiş üstüne, büyük süngerler var duvardaki raflarda, tuhaf metal kulplu taslar.. Ve bir koku.. Dayanılmaz acı veren, o günü hatırlatan o keskin koku. Dezenfektan gibi bir kimyasal muhtemelen ama benim ciğerlerimi dağlayan o kokuyu unutmuyor, normalleştiremiyorum kafamda.

     Ilık suyla yıkıyorlarmış ölüleri, sordum. Bir bayan gassal "Merak etme incitmeyiz" dedi. Yüzümdeki acıyı, endişeyi, çaresizliği görmüş olacak ki ben sadece suyun sıcaklığını sordum ama o incitmeyiz dedi. Ölüp gitmiştin çoktan ama ben incitildiğinden korkuyordum, "ya canını yaktılarsa oğlumun" diye düşünüyordum. Tuhaf değil mi? Anne olmak tuhaf be oğlum. Aklın, mantığın ne derse desin yüreğin ciğerin ayrı yanıyor anne olunca, teselli olamıyor yüreğin işte bütün mantıklı çıkarımlara rağmen. "Ölüler hiç bir şey hissetmez" i aklım biliyor ama ölen kendi oğlum olunca yanıyor yüreğim kor gibi işte.

     Sonrasında gördüğüm cenaze namazının kılındığı o avlu, oturup namazını kılanları izlediğim o banklar ve üst tarafı kapatan o dev çadırlar.. O gün Allah'a yalvarırken onları görmüştüm hep. Seni almasın, bana geri versin diye yalvarırken Allah'a.. Hep yukarda olduğunu düşünürüz ya Allah'ın, o yüzden semaya açarız ellerimizi, yüzümüzü gökyüzüne çeviririz. Ben de hep yukarı bakmışım senin defnedildiğin o gün. Allah'ı görebilmek, seni geri isteyebilmek için. O yüzden herhalde ki bir tek o çadırlar kalmış aklımda..

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder