Kategoriler

13 Ekim 2014 Pazartesi

Alistirma bardagi..

     Su bardağın.. Hani kendin kolaylıkla içebilesin diye yanlarda iki küçük tutma yeri olan, bebeklere özel sert bi ağzı olan biberon benzeri alıştırma bardağı..

     Ciğerimi parçaladı bugün o bardağın. Bulaşık makinesini boşaltırken mutfak dolabında çarptı gözüme ve yaklaşık 4 aydır elime alamadığım bardağını aldım. İçinde hala biraz su var senden kalan. Senin içtiğin su artığı, o kadar değerli ki benim için, acıya boğsa beni bağıra bağıra ağlatsa da dökemiyorum. Bardağın ağzını dişlerdin ya hep, minik diş izlerin var şimdi üstünde, parmak izlerin vardır o minik tutma yerlerinde. Üstündeki küçük resme bakıp "aaa" diye sevmeni, bana göstermeni hatırlıyorum. O kadar gerçek ki o görüntü, nasıl yalan oldu diyeceğim, artık bitti diyeceğim.

     Bu acıya nasıl dayanılır bilmiyorum, nasıl "Olsun, minik oğlum ölmüş olsa da hayat devam ediyor" denilir ki! Bana nasıl "Artık toparlanmalısın" diyorlar anlamıyorum. Oğlumun öldüğü gerçeği değişmiyor ki. İlk gün nasıl sen öldün diye kendimi parçaladıysam, sonra nasıl nefes bile almak istemediysem şimdi de aynı. Yine sen ölüsün oğlum, hala ölüsün. Ne değişiyor da ben artık toparlanabileyim. Acıya alışmam gerektiğini düşünüyorlar belki, artık o acıyla yaşamaya alışmayı. Ama bu öyle alışılabilecek, dayanılabilecek bir acı değil ki. Minik oğlum öldü benim, bağrıma basıp kokladığım, öpmeye sevmeye doyamadığım, nazar değmesin diye dualar okuduğum, benim oğlum olduğu için kendimi dünyanın en şanslısı annesi gibi hissettiren, bana Allah'ın hediyesi olan bebeğim öldü.

     

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme