Kategoriler

16 Kasım 2015 Pazartesi

Bir cenaze töreni daha..

Her cenazede sen mi olacaksın artık kuzucum?
Her ölüm seni mi hatırlatacak acaba?
Dedenin cenazesi..
Yine senin için ağıtlar yakıldı, yine sana ağlandı annecim.
O küçücük bedeninle, o kısacık ömrünle şu devasa acıyı nasıl da atıp gittin bağrımıza hayret.
Tamam, kendimi anlıyorum, kendi acımın büyüklüğünü biliyorum ama bizi tanıyan eş, dost, akrabayı da yakıp kavurmuşsun annecim.
Ölümünün üzerinden geçen 1,5 yıla rağmen dedenin cenazesinde senin için de ağıtlar yakıldı.
Senin için ve benim için tabi.

"Ne zormuş senin bebeğinin acısı.."
"Ne kadar yandın da geçmedi hala.."
"1,5 yıldır senin yüzün niye gülmedi.."

diye diye bana söylenen ağıtlar...

Ve tabi dedenin vefakarlığı..

"Dedesi yalnız bırakmadı torununu.."
"Bak Asil Miran'a bakmaya gitti.."
"Artık üzülme bebeğine, dedesi yanında.."

Annem, kuzum. Aynı evde bir cenaze daha yaşadık, yaşattık biz. Ölümün gerçekliğiyle bir kez daha sarsıldık, bir kez daha yandık. Dört yılda beş cenaze.. Büyük deden, büyük babaannen, sen, diğer büyük deden ve şimdi de deden.. Yine ölüme ağlıyoruz, yine ölüm sonrasına alışıyoruz. Yine mezar taşı konuşuyoruz.

Artık alıştık mı ki acaba?
Ölümü biliyoruz sıcağı sıcağına..

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme