Kategoriler

14 Aralık 2014 Pazar

Herkes ağıt yakabilirmis meğer..

Ağıt yakmak.. Kültürümüzün bir parçası diye düşünür, eskilerde kaldığını, özel bir yetenek olduğunu, herkesin ağıt yakamayacağını sanırdım.

     Ama öyle değilmiş güzel oğlum, yaşayarak öğrendim. Taşındığımız eve bir daha gidip bomboş odalarda seni ararken, "Taşınıyoruz oğlum sen de gel nolur" diye feryat ederken öğrendim. Anladım ki ağıt böyle yakılıyor, canınızın parçası öldüğünde acıdan feryat ederken söylenenler ağıt oluyor.

     Çok zaman bağırarak ağladım, çok feryat ettim acımdan. Üst katlarda oturanları bile ağlatacak kadar çok çırpınışım oldu, oluyor da. "Ağıt"mış meğer hepsi..

     Çocukluğumda babaannemin ve amcamın cenazelerinde duymuştum ağıt yakanları. Türküleri sevdiğim içindir belki çok etkilemişti beni bu ağıtlar. Kimileri sessiz sessiz ağlarken onlar hem söylüyor hem ağlıyorlardi. Genelde de yaşlılar ağıt yakardı.Onlarınkini bir yetenek gibi görürdum ama değilmiş kuzum. Ben de hiç alakam yokken, bu genç yaşımda aynı feryadı edebilirmişim meğer. Meğer ağıtlar acının dayanılmazlığından çıkıyormuş, öğrendim..

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme