Kategoriler

26 Aralık 2015 Cumartesi

5
yorum
Peygamberimiz de ağlamış..


Hz. İbrahim, 16. ayına henüz ayak basmıştı.
Bu sırada Peygamber Efendimiz, onun hastalandığı haberini aldı. Sevgili oğlunun annesi Hz. Mâriye ile birlikte oturdukları bağ içindeki evine gitti.
Peygamber Efendimiz, hasta yatan nurtopu oğlunun gözlerinde eski par­lak­lığı ve hareketli bakışları göremiyordu. Gürbüz ve hareketli İbrahim, bir anda sessiz, sâkin ve dünyadan küsmüş gibi duruyordu. Bu haliyle ebedî âleme yol­cu olduğunu adeta ifade etmek istiyordu.
Bunu fark eden Efendimiz, kucağında tuttuğu sevgili oğlunun yavaş yavaş kayan gözlerine bakarak, “Allah’ın takdirine karşı elden ne gelir, ey İbrahim?” diye buyurdu.
Az sonra İbrahim, fani dünyaya gözlerini yumdu.
Bu esnada Efendimizin mübarek gözlerinden yaşlar boşandı.
Hz. Abdurrahman b. Avf, “Yâ Re­sû­lal­lah! Siz de mi ağlı­yor­su­nuz? Böyle ağ­lamaktan halkı menetmemiş miydiniz?” deyince, Efendimiz şöyle buyur­dular:
“Ey İbni Avf! Ben size günah ve ahmaklığın ifadesi olan iki ağlayış ve bağı­rışı yasakladım: Nimete kavuşulduğu sıradaki eğlence, oyun bağırışından ve musibet ve felâket sırasındaki bağırışıyla yüz göz tırmalamak, üst baş yırt­mak­tan... Benim bu ağlamam ise, şefkatin eseridir, acı­madan ibarettir. Merha­met etmeyene, merhamet edilmez!”

“Göz Ağlar, Kalp Üzülür”

Peygamber Efendimiz, yukarıdaki dersinden sonra da gözyaşlarına hâkim olamadı. Gözleri yaşla dolunca, “Göz yaş döker, kalp tees­sür duyar. Biz, Yüce Rabbimizin râzı olacağı sözden başkasını söy­lemeyiz” buyurdu ve ilave etti: “Vallahi, ey İbrahim! Senin ayrılığın, bizi fazlasıyla mah­zun etti!”
Bir erkek evlada doyamamanın hasretli gözyaşlarını akı­tan Efen­dimiz, daha sonra karşısındaki dağa bakarak, “Ey dağ! Eğer ben­deki üzüntü sende olsaydı, muhakkak, yıkılmış, gitmiştin! Fakat biz, Allah’ın bize emrettiğini söyleriz: ‘İnnâ lil­lah ve innâ ileyhi râciûn.’”

Ağlama günahtır diyenlere, ben Meleklerle ağlıyorum diyebilmek isterdim.
Ağlamak da isyan etmek sayılır diyenlere, Peygamber Efendimizin "Bu benim ağlamam şefkatin eseridir" cümlesini hatırlatmak isterdim.
Ama o kadar yoruldum ki insanlara açıklama yapmaktan.
Haklısın deyip geçiyorum, haklısın ağlamamam lazım deyip geçiyorum.
Bebeğini toprağa vermiş bir anne ağlamamalı.
Taş olup yutmalı içindeki yangını.
Yanan bağrını tuta tuta gülmeli değil mi?

5 yorum :

  1. sayfanıza geldiğimden beri, dakikalardır ben de ağlıyorum sizinle.
    aynur.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ayy, üzülüyorum böyle olunca, niye yazıyorum ki diye kendime kızıyorum. Hakkınızı helal edin Aynur Hnm.

      Sil
  2. asıl siz helal edin bize, yaşadıklarını bizimle paylaşan sizsiniz..

    YanıtlayınSil
  3. Banada ayni seyi soyluyolar aglama gunah o melek kurtuldu yasasaydi dahami iyi olucakti dediler ben artik cevap bile vermek istemiyorum kimseye anlatsam ne olur ki anlamazlar benim dokulen goz yaslqrimin bir anlqmi yokki zaten icim agliyor gozumden yas dokulse ne olur dokulmese ne olur.allah kimseye yasatmasin ama evlat acisi cok kotu basina gelmeyen bilemez.bilmesinlerde zaten allah yasatmasin kimseye.acinin tarifi yok(cigdem)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ya o kadar zor ki acıyla boğuşmaktan kişilere cevap verecek mecali kalmıyor insanın. Bi de ne kadar anlayabilirler ki beni diye düşününce zaten susuyor insan.
      Tabi ki teselli etmeye çalışan herkes iyi niyetli ama "Ağlama, günahtır!" diyerek zaten acıdan kıvranan birine bi de bu korkuyu salmak çok yerinde bi davranış olmuyo.
      Allah kimseye ama kimseye yaşatmasın bunu, kimseyi evladıyla sınamasın..

      Sil