Kategoriler

gunluk tutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gunluk tutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2016 Pazar

4
yorum
Bir çocuğun günlüğü..

Hepimizin çocukken günlük tutma deneyimi olmuştur,
Bir heyecan ve özveriyle, özene bezene günlük tutmuş,
Sayfaları süslemiş, renkli renkli kalemlerle oyunlarımızı anlamışızdır çocukluk günlüklerimizde.

Abin de günlük tutuyor, çok sık yazmasa da.
Az önce uzuuun aradan sonra yeniden günlüğüne yazdı birşeyler.
Hiç doğru değil belki onun yazdıklarını okumam ama dayanamadım.
Çünkü bir anda salona gelip "Anne, dedem ne zaman ölmüştü?" dedi.
"N'oldu annecim, ne yapacaksın?" deyince ben, "Günlüğüme yazıcam" dedi.
Söyledim ve bekledim.

Bir şekilde okudum ve kahroldum yine.
Bir çocuğun günlüğü böyle olmamalı,
10 yaşında bir çocuğun günlüğünde, böyle kesin ve acı ifadelerle ölüm yazmamalı.


Yaklaşık 3 sayfa yazmış ve son sayfası böyle bitiyor.
"En son yazışımdan sonra hayatımda çok şey değişti" demiş ve bunları anlatmış tek tek.
Okulundan falan örnekler vermiş.
Senden bahsetmiş, adını soyadını falan yazmış.
Sonra sayfayı çevirmiş ve "Ama"yla başlayan şu acı cümlelerle bitirmiş notunu.
Ne yapabilirdi ki en doğrusunu yapmış zaten,
Bu acının üstüne başka cümle kurmaya gerek de yok zaten.
Kardeşim öldü.
Dedem öldü.
Öldüler.
Ölümü öğrendim.

Mert Efe..
Devamı --> »

20 Eylül 2014 Cumartesi

Günlük tutmak..

     Bir annenin bebeği için günlük tutması.. Ne kadar anlamlı, ne kadar ince bir davranış değil mi? Daha hamileyken başlar yazmaya, bütün heyecanını, hislerini, hazırlıklarını yazar. Bebeği doğunca yaşadığı sevinç katlanır, onun büyümesini adım adım not eder. Hayali; bebeği büyüyüp kocaman bir birey olduğunda ona vermektir o günlüğü, 18 yaşına girdiğinde, üniversiteye giderken ya da evlendiğinde..

     Ben de o niyetle yazdım sana annecim. Sana hamile olduğumu anlar anlamaz yazmaya başlamıştım. Hergün değil ama önemli birçok anı yazmıştım. Kalp atışını ilk dinleyişimiz, ultrasonda seni ilk görüşümüz, cinsiyetini öğrendiğimiz gün, sana koyacağımız ismi belirleyişimiz, doğumuna az kalış ve doğduktan sonra sen.. O kadar mutlu etmişsin ki beni sanki dünyanın en mutlu insanıymışım o zamanlar. Şimdi ise yazdığım her cümle canıma batıyor, kıvrandırıyor acıdan. O anlara bir kereliğine bile olsa dönebilmek için canımı veririm ama olmuyor annecim.

     Günlüğü sana vermeyi hayal ediyordum ben de ama kaldı elimde annecim, atsam atamıyorum, okumaya dayanamıyorum. O defterde değil burada anlatıyorum sana artık günlerimi, yaşadıklarımı, hislerimi. Farketmişsindir belki, artık heyecanımı, mutluluğumu değil acımı anlatıyorum sana. Ama olsun annecim, sana diyemediklerimi demek, hiç okuyamayacağını bilsem de yazmak istiyorum oğluşum. 

     Bir ölüye mektup yazmak benimki biliyorum. Psikolojik açıdan pek de iyiye işaret değildir belki ama içimden böyle geliyor oğlum, aklımı kaybetmedim ama seninle konuşmak rahatlatıyor annecim.

     Duymadığını bilsem de sana yine "oğluşum, yavrum, annecim" demek, minik kuzumla konuşmak.. İçimden gelen sadece bu..

Devamı --> »