Kategoriler

28 Mart 2016 Pazartesi

Bir çocuğa ölümü anlatmak..

Sen öldükten sonra abinle uzun uzun konuşmalar yapmıştık.
Ona senin öldüğünü anlattık ilk, kötü haberi verdik.
Sonra artık olmayacağın fikrine alışırdık defalarca kez tekrarlanan konuşmalarla.
Ölümünün bizim hatamızla ya da ihmalimizle olmadığını anlattık.
İlahi kaderi, bu dünyanın geçici oluşunu, cenneti ve ordaki sonsuz hayatı anlattık..
Ölmeseydin ve beynindeki o kanserle yaşasaydın, senin nasıl zorluklar yaşayacağını, çekeceğin acıları, bizim çaresiz kalacağımızı... Belki de Allah'ın seni alarak o acılardan koruduğunu uzun uzun anlattık abine.

Daha 9 yaşındaydı abin çünkü, bu acıyla kendi başedemez diye.
Senin ölümünün acısı çok çok zorladığında bunları düşünerek teselli olsun diye.
O küçücük dünyasına, hayatı yeni kavramaya başlayan zihnine ölümün umutsuzluğu yansımasın diye.
Hayattan umudunu kesmesin, Allah'ı kötü bilmesin, küsmesin diye.

Dinlerdi dikkatle bizi, aynı soruları her gece uyumadan tekrar tekrar sorardı. Gözleri dola dola, sesi kısıla kısıla, boynu büküle büküle dinlerdi. "Ama..." diye başlardı hep cümleleri.

"Tamam dediklerinizi anlıyorum ama..."

"Ama o hasta değildi ki?"
"Ama doktora götürmüştük?"
"Ama o daha küçücük, n'apacak bizsiz orda?"
"Ama ben kardeşimi özlersem?"
"Ama şimdi biz napıcaz?"
"Ama okulda bana sorarlarsa?"
"Ama artık hep mutsuz olacağız biz?"
"Ama ben bi daha gülemem ki?"

Bütün bu ama'lı sorulara bazen hiç ağlamadan dimdik, bazen ona sarılıp ağlayarak cevaplar verdik. İkna ettik abini. Kabullendirdik. Çok şükür aştı birçok şeyi, kalmadı bir travma. Uzun süredir de senin için ağlamıyordu.

Dün şaşırttı beni.
Yatağına girdikten 15-20 dk. sonra "Anneee, bi gelir misiiin?" diye seslendi. Nedense anladım sanki kötü birşey olduğunu. Çünkü çok yapar bunu. Uykusu gelmemiş olur ve sudan bir bahaneyle ya yataktan çıkar ya da beni çağırır. Ben de kızarım çoğu zaman ve hemen yatağına gönderirim. Ama dün yapamadım öyle. Üst katta tam ütü yapmaya başlamıştım. Normalde ütüyü falan kapatıp gitmezdim ama dün hissettim belki de. Beni çağırınca hemen ütüyü kapatıp odasına indim. Ağlıyordu.

"Anne, kardeşime üzüldüm ben biraz" dedi.
Sora sora, anlata anlattıra öğrendim ki kurstaki stajyer öğretmen, abinin bilgisayarında senin resmini görmüş ve "Kardeşin mi?" diye sormuş. Efe de "Evet" diyebilmiş sadece.

Yine uzun bir konuşma yaptık. Bilgisayarın masaüstü arkaplan resmini değiştirdik. Biraz başka şeylerden bahsettik, okulla gideceği Çanakkale gezisini falan konuştuk. Sonra da birlikte sarılarak uyuduk.

Şimdi okulda abin ve umarım seni düşünmüyordur.



Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme