Kategoriler

10 Eylül 2014 Çarşamba

Sonbahar, hüznün mevsimi..

     Sonbahar geldi artık, yağmur yağıyor Ankara'ya uzun uzun. Hava serin ve kasvetli. Herkes için kasvetlidir böyle gri havalar, sonbahar biraz hüzün mevsimi gibi anılır birçoklarına göre. Ama bu sonbahar benim canımı yakıyor oğlum. Hayatın devam ettiği gerçeği ciğerime saplanıyor bıçak gibi.

     Sen öldüğünde ilkbahar bitiyor yaz yeni başlıyordu. Acınla yaşamaya dayanabilmek için teselli ediyordum kendimi, okullar kapanmak üzere 1 ay sonra bitecek Efe'nin okulu, 1 ay dayan diyordum kendime. Ondan sonra acımla baş başa kalacağımı, hayatla ilgili hiçbir sorumluluğumun, yapmam gereken hiçbir şeyin kalmayacağını sanıyordum.  Ama öyle olmuyor işte. Okullar başlayacak 4-5 gün sonra, yeni bir yıl başlıyor eğitim yılı da olsa yeni bir yıl. Sen varken abin 3. sınıfa gidiyordu artık 4. sınıf oldu. O 4. sınıftayken sen olmayacaksın. Defalarca hesaplamış hayaller kurmuştum, sen okula başladığında abin liseye başlayacaktı. Kocaman bir delikanlı olan abin senin ellerinden tutacak ve okulun ilk günü o teselli edecekti seni. Ederdi de çok iyi bir abi olurdu senin abin..

     Hep geçen yılı düşünüyorum, geçen yılla kıyaslıyorum günleri. Bak bu geçen yıl bugün çektiğimiz bir fotoğrafın.


     Bu da bir sonbahar resmi ama hiç hüzün yok bu karede.. Ben mi yanılıyorum bilmiyorum ama bu resimde hüzün yok, 2013'te hüzün yok. Mükemmel bir yılmış 2013, senin doğup bizimle olduğun yıl. 2014 ise ölüm gibi. "gibi" dememeliyim hatta ölümle tanıştığımız yıl, ölüm, acı ve zulüm yılı..

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme